<$BlMancılık Köyütle> <style type="text/css"> body{margin:0px;padding:0px;background:#f6f6f6;color:#000000;font-family:"Trebuchet MS",Trebuchet,Verdana,Sans-Serif;} a{color:#DE7008;} a:hover{color:#E0AD12;} #logo{padding:0px;margin:0px;} #header{padding:0px 0px 0px 0px;margin:0px 0px 0px 0px;border-top:1px solid #eeeeee;border-bottom:dotted 1px #E0AD12;background:#999966;color:white;} h1,h2,h3,h4,h5,h6{padding:0px;margin:0px;} h2{color:#9E5205;font-weight:bold;font-family:Verdana,Sans-Serif;letter-spacing:-1px;} h3{margin:10px 0px 0px 0px;color:#777777;font-size:105%;} h4{color:#aa0033;} h6{color:#B8A80D;font-size:140%;} h2.sidebar-title{color:#B8A80D;margin:0px;padding:0px;font-size:120%;} #blogfeeds { } #postfeeds { font-size:100% } </style> <$Bl<script type="text/javascript">(function() { var b=window,f="chrome",g="tick",k="jstiming";(function(){function d(a){this.t={};this.tick=function(a,d,c){var e=void 0!=c?c:(new Date).getTime();this.t[a]=[e,d];if(void 0==c)try{b.console.timeStamp("CSI/"+a)}catch(h){}};this[g]("start",null,a)}var a;b.performance&&(a=b.performance.timing);var n=a?new d(a.responseStart):new d;b.jstiming={Timer:d,load:n};if(a){var c=a.navigationStart,h=a.responseStart;0<c&&h>=c&&(b[k].srt=h-c)}if(a){var e=b[k].load;0<c&&h>=c&&(e[g]("_wtsrt",void 0,c),e[g]("wtsrt_","_wtsrt",h),e[g]("tbsd_","wtsrt_"))}try{a=null, b[f]&&b[f].csi&&(a=Math.floor(b[f].csi().pageT),e&&0<c&&(e[g]("_tbnd",void 0,b[f].csi().startE),e[g]("tbnd_","_tbnd",c))),null==a&&b.gtbExternal&&(a=b.gtbExternal.pageT()),null==a&&b.external&&(a=b.external.pageT,e&&0<c&&(e[g]("_tbnd",void 0,b.external.startE),e[g]("tbnd_","_tbnd",c))),a&&(b[k].pt=a)}catch(p){}})();b.tickAboveFold=function(d){var a=0;if(d.offsetParent){do a+=d.offsetTop;while(d=d.offsetParent)}d=a;750>=d&&b[k].load[g]("aft")};var l=!1;function m(){l||(l=!0,b[k].load[g]("firstScrollTime"))}b.addEventListener?b.addEventListener("scroll",m,!1):b.attachEvent("onscroll",m); })();</script><script type="text/javascript">var a="indexOf",b="&m=1",e="(^|&)m=",f="?",g="?m=1";function h(){var c=window.location.href,d=c.split(f);switch(d.length){case 1:return c+g;case 2:return 0<=d[1].search(e)?null:c+b;default:return null}}var k=navigator.userAgent;if(-1!=k[a]("Mobile")&&-1!=k[a]("WebKit")&&-1==k[a]("iPad")||-1!=k[a]("Opera Mini")||-1!=k[a]("IEMobile")){var l=h();l&&window.location.replace(l)}; </script><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8" /> <meta name="generator" content="Blogger" /> <link rel="icon" type="image/vnd.microsoft.icon" href="http://www.blogger.com/favicon.ico"/> <link rel="alternate" type="application/atom+xml" title="Mancılık Köyü - Atom" href="http://mancilik.blogspot.com/feeds/posts/default" /> <link rel="alternate" type="application/rss+xml" title="Mancılık Köyü - RSS" href="http://mancilik.blogspot.com/feeds/posts/default?alt=rss" /> <link rel="service.post" type="application/atom+xml" title="Mancılık Köyü - Atom" href="http://www.blogger.com/feeds/1185036172294151718/posts/default" /> <link rel="stylesheet" type="text/css" href="https://www.blogger.com/static/v1/v-css/50269083-blog_controls.css"/> <link rel="stylesheet" type="text/css" href="http://www.blogger.com/dyn-css/authorization.css?targetBlogID=1185036172294151718&zx=8bf23fa2-1fe7-4441-b12d-5c1e6b76a311"/> <script type="text/javascript" src="https://www.blogger.com/static/v1/v-js/979395223-backlink.js"></script> <script type="text/javascript" src="https://www.blogger.com/static/v1/v-js/1895108979-backlink_control.js"></script> <script type="text/javascript">var BL_backlinkURL = "http://www.blogger.com/dyn-js/backlink_count.js";var BL_blogId = "1185036172294151718";</script> /head> <p align="center">  <FONT face=verdana color=#000080 size=1> <script language="JavaScript"> <!-- var left="{"; var right="}"; var msg=" ® Bütün Hemşerilerimizin Yeni Yılı Kutlu OLsun "; var speed=200; function scroll_title() { document.title=left+msg+right; msg=msg.substring(1,msg.length)+msg.charAt(0); setTimeout("scroll_title()",speed); } scroll_title(); // End --> </script> </p> <body> <!DOCTYPE HTML PUBLIC "-//W3C//DTD HTML 4.0 Transitional//TR"> <HTML><HEAD><TITLE>Mancılık Köyü Web Sitesi Sanal Alemin Kralı

DÜĞÜN 15/08/2009 - “Ahmet Kavaklı İzmirde evlendi.” DOĞUM - “Avukat Bülent Demir ile eşi Canan Demir'in bir oğlu oldu. minik bebeğe Ömer Faruk adı verildi” DÜĞÜN 14/08/2008 - “Nuh Aydın'nın kızı NERİMAN AYDIN ve HAKAN CEYLAN çifti evlendi.” DİKKAT - “Mancılık sitesinde benimde albümüm olsun diyorsanız; resimlerinizi gönderin sizede slide albüm yapalım.” 10/07/2008 - “Balıkesir Gönen’de 4.9 büyüklüğünde bir sarsıntı meydana geldi.” Ağustos 2007 - “Balyadan Piyade Kurmay Albay Muammer BAYRAM Tuğgeneralliğe yükseldi. Balyadan ikinci kez bir general çıktı.” Haziran 2007 - “Balya adliyesi kapatıldı”

Giriş Sayfam Yap

Sık Kullanılanlara Ekle

Ana Sayfa

Resimlerle Mancılık

Mancilik Videoları

Mancılık Şiirleri

Mancılık Şiir / Slayt

Mancılık Fıkraları

Mancılık İlköğretim Okulu

Mancılık Telefon Rehberi

Köycek Köylü

Mancılık Köyü Haritası1

Muhtar Süleyman Hardal (2009)


YÖRESEL LİNKLER

Balıkesirliler Derneği- Ankara

Balıkesirliler Derneği- Avrupa

Balya Kaynakamlığı

Balyalılar Derneği- Ankara

Balya Belediyesi

Balya Emniyet Müdürlüğü

Balya Milli Eğitim Müd.

Danişment Köyü

Müstecap Köyü

Koyuneri Köyü

Mancılık KÖyü

Sebepli Köyü

Evciler Köyü

Mehmet Aydemir şiirleri

Mehmet Aydemir Forum

Ören Köyü

Vediha Vecihe Çolak

Koyuneri Köyü

Orhanlar Köyü

REKLAMLAR

Küçükköy Metro
Orhan Toroman
Ayşe Parmaksız
İstanbul
Tel: 0 212 477 94 48

Karesi Finans
Ali Osman Aydemir
Almanya
+491742428898

Ali Bakkal
Ali Başol
Mancılık Köyü
Tel:0266

Başol Ticaret>Selçuk Başol
Edremit
0266 372 23 99

Telioğlu Et Lokantası
Hüseyin Telli
Mancılık Köyü
Tel:0266

Onat Ticaret
Yakup Onat
Gönen
Tel:0266 772 58 53

Hanaylı Matbaacılık
Halil Hanaylı
İstanbul
Tel:0212 501 20 62

Başol Ticaret>Selçuk Başol
Edremit
0266 372 23 99

DÜĞÜNLER VE NİŞANLAR

Mancılık Site Yöneticisine mail göndermek için lütfen aşağıdaki buttona tıklayın

Send E-mail

BALYA KAYMAKAMI
Oktay ERDOĞAN

Nesrin Aydın

Bennur Kurnaz

Derya Kavaklı

Ayşegül Ülker

Ayşe Parmaksız

Serap Kavaklı

Aylin Savaş

Arif Özkaya

Yakup Kavaklı

Genel

Genel

Arif Özkaya

Genel

Demirdöğen

Demirdöğen

Hülya Cevherli

Terzi Ali

Serap Kavaklı

Raşit Savaş

Mancılık İlkokulu

Bihter Hanaylı

Nurcan DÖNMEZ

Bayan Şen

Saadet KIZILAĞIL

Elif SAVAŞ

Minare

Başak ÖZKAYA
Başak-Şafak ÖZKAYA
Fikret ERSÖZ
Apo ile Ender

Ali Osman Aydemir
Almanya
İbrahim Dönmez
Fransa

Arif Özkaya

Nursema Örer

Seçkin Hardal

Onur Hardal

Elif Savaş


İbrahim DÖNMEZ

Ersin ERYAŞAR

Kamilcan HARDAL

P. HARDAL

KOCATEPE'DE

Aylin Savaş

Bihter Hanaylı

Aylin-Ahmet Karakaş

İlyas Karabal


YAZI VE RESİM GÖNDERİLERİ İÇİN ADRESİMİZ
mancilikkoyu@hotmail.com

MANCILIKLILARIN SANAL ALEMDEKİ SESİ

MESAJ KUTUSUNDAKİ ISIMSIZ MESAJLAR SİLİNECEKTIR.
LUTFEN ISIMSIZ MESAJ YAZMAYALIM

MANCILIK PROTOKOL



MANCILIK KÖYÜ UYDU GÖRÜNTÜSÜ



MANCILIK KÖYÜ GÖRÜNTÜSÜ UYDUDAN


Mancılık Köyü Balya Balıkesir

Köy Muhtarı: Süleyman Hardal Muhtarlık Erişim Bilgileri:Telefon: 0 (266) 492 10 03Demografik Bilgiler:Nüfusu:2000 5812001 586İle Uzaklığı: 90 kmİlçeye Uzaklığı: 40 km4.4km to Dereköy // 5.7km to Uzunçınar // 6.2km to Yeşilköy // 5.9km to Araovacık // 7.5km to Söğüt // 7.2km to Kayapınar // 7.9km to Karamustafa // 8.8km to FındıklıMANCILIK KÖYÜ KONUMUBulunduğu İl : BalıkesirBulunduğu İlçe : BalyaEnlemi : 39.8833333Boylamı : 27.55Telefon kodu : 266Posta kodu : 10840Mancılık köyü Balıkesir İli'nin Balya İlçesi'ne bağlı bir köydür. Mancılık köyü 39.8833333 enlemi ve 27.55 boylamı koordinatlarında yer alır Tarihi Köyün kuruluşu 1700 yıllarına kadar uzanmaktadır. Köy sınırları içinde bulunan Tepeköy’ün dağılmasıyla orada yaşayan halk bu günkü Mancılık’ın bulunduğu yere yerleşmiştir. Konumu İlçe Merkezine 37 km,İl merkezine ise 87 km olan Köyün,Doğusunda Orhanlar, Kuzeyinde Yeşilköy, Batısında Dereköy, Güneyinde Karamustafalar,ile sınırlıdır Denizden yüksekliği 235 metredir Nüfusu 2007 nüfus sayımına göre köyün nüfusu 274 erkek 274 kadın olma üzere toplam 548’dir. Ekonomi Arazinin büyük bir bölümünün ormanlarla kaplı olması halkı, tarımdan çok hayvancılığa yönetmiştir. 1401 hektar arazisi vardır. Bu arazinin yaklaşık 366 hektarında tarım yapılmaktadır. Köyde 802 büyükbaş,600 küçükbaş hayvan vardır Mancılık köyünde bulunan açık linyit işletmesi taşıyıcılar kooperatifinin, süt inekçiliğini gelişmesi ise Pazarlama kooperatifinin oluşmasını sağlamıştır. >Devamı>>>

MANCILIK KÖYÜNDEN HABERLER


DÜĞÜN 27/06/2010
SITKI PINARLI NIN KIZI AYSUN PINARLI 27 HAZİRAN PAZAR GÜNÜ DÜĞÜN MERASİMİYLE EVLEN MİŞTİR YENİ AİLEYE ÖMÜR BOYU MUTLULUKLAR DİLERİM.

DÜĞÜN 15/08/2009
Ahmet Kavaklı Evlendi. Yeni evli çiftlere ömür boyu mutluluk diliyoruz.

DOĞUM 08/07/2009
Karadayı'ya torun geldiAvukat Bülent Demir ile eşi Canan Demir'in bir oğlu oldu. Minik bebeğe Ömer Faruk adı verildi.Çiftin Ceyda adlı bir kızları vardı..

DOĞUM 24/03/2009
Nermin Balcı (Bilgin) ve Halil Balcı'nın bir erkek çocuğu dünyaya gelmiştir.

DOĞUM 24/03/2009
Nermin Balcı (Bilgin) ve Halil Balcı'nın bir erkek çocuğu dünyaya gelmiştir.

DOĞUM 15/08/2009
İSTANBUL'da yaşayan ÖZGÜL MUTLU bir erkek çocuk dünyaya getirmiştir. Mutlu ailesine çocuklarıyla mutluluklar diliyoruz.

VEFAT 25/06/2010
mancılık köyü 1960 lı yıllarda muhtarlık yapan ve terzi mehmet olarak bilinen büyüğümüz istanbulda 25 haziran cuma günü vefat etmiştir kendisine allahtan rahmet evlatlarınada sabırlar dilerim. Selami Ersöz! .

VEFAT 22/04/2010
MANCILIK KÖYÜNDEN ÇOK SEVDİĞİMİZ ABİMİZ, MÜLAYİM DÖNMEZ VEFAT ETMİŞTİR. KENDİSİNE ALLAH TAN RAHMET AİLESİNE VE SEVENLERİNE BAŞSAĞLIĞI DİLERİZ!!!MEKANIN CENNET OLSUN ABİ! .

VEFAT 10/08/2009
Adile Aydın 10-8-2009 tarihinde vefat etmiştir. .

VEFAT 16/07/2009
Şerafettin Kaya vefat etmiştir. Allah'tan rahmet kederli ailesine sabırlar dileriz..

VEFAT 07/07/2009
Ahmet Hanaylı vefat etmiştir. Allah'tan rahmet kederli ailesine sabırlar dileriz..

VEFAT 16/06/2009
Salim Aydemir vefat etmiştir. Kendisine; Allahtan rahmet; kederli ailesine başsağlığı dileriz..

VEFAT 01/06/2009
Nadir dayının (Nadir Ağa); eşi; Dudu Çelik vefat etmiştir . Kendisine Allah'tan rahmet kederli ailesine; sabırlar dileriz..

VEFAT 27/02/2009
Halil Çayırlı hakkın rahmetine kavuşmuştur..

VEFAT 07/01/2009
Halil Mancılık vefat etmiştir. Kendisine Allahtan rahmet, yakınlarına sabırlar dileriz..

VEFAT 25/09/2008
Mehmet Durmanın annesi Meryem Durma Hakkın Rahmetine kavuşmuştur. Kendisine Allah’tan Rahmet kederli ailesine sabırlar dileriz..

VEFAT 24/09/2008
Almanyada yaşayan Rıfat KARAKAŞ Hakkın Rahmetine kavuşmuştur..

VEFAT 29/02/2008
Hatice Eryılmaz’ın kocası Sadri Bey yakalandığı amansız hastalık sonucu genç yaşta Vefat etmiştir. Sadri Bey’e Rahmet Eryılmaz ailesine BAŞ SAĞLIĞI dileriz..

VEFAT 26/02/2008
Ali TEPE Vefat etmiştir. Kendisine Allah’tan Rahmet TEPE ailesine ve yakınlarına sabırlar dileriz.

VEFAT 12/02/2008
Geçirdiği trafik kazası esnasında Hakkın Rahmetine kavuşan çok sevdiğimiz Rahmi MUTLU vefat etmiştir. Rahmi MUTLU’ya yüce allahtan rahmet diler geride bıraktıklarına sabırlar niyaz ederim..

VEFAT 05/05/2007
ŞEREF DÖNMEZ vefat etöiştir.Allahtan rahmet, kederli ailesine başşağlığı diliyoruz.

VEFAT 07/04/2007
AHMET MUTLU (KOCA AYAN) vefat etmiştir. 3 dönem Mancılık köyünde muhtarlık yapan Ahmet Mutlu'ya allahtan rahmet, kederli ailesine başsağlığı diliyoruz.. . Devamı>>>

Prof.Dr. Harun Tepe

Prof. Dr. Harun Tepe, 1956 yılında Balıkesir/Balya Mancılık Köyün'de doğdu. 1973'te Balıkesir Muharrem Hasbi Koray Lisesi'nden, 1978'de Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nden mezun oldu. 1978-1981 arası Başbakanlık Devlet İstatistik Enstitüsü'nde çalıştı ve Hacettepe Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Nüfus Dinamiği programında yüksek lisans eğitimini tamamladı. 1981 yılında Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü'nde ikinci yüksek lisans eğitimine ve asistan olarak çalışmaya başladı. 1985 yılında felsefede yüksek lisans derecesini aldı. . Devamı>>>


HARUN TEPE
Farkında Olmalı İnsan...
Kendisinin, Hayatın Olayların, Gidişatın Farkında Olmalı.
Farkı Fark Etmeli, Fark Ettiğini De Fark Ettirmemeli Bazen...
Bir Damlacık Sudan Nasıl Yaratıldığını
Fark Etmeli.
Anne Karnına Sığarken Dünyaya Neden Sığmadığını
Ve En Sonunda Bir Metre Karelik Yere Nasıl Sığmak Zorunda
Kalacağını
Fark Etmeli.
Şu Çok Geniş Görünen Dünyanın, Ahirete Nispetle Anne Karnı Gibi
Olduğunu Fark Etmeli.
Henüz Bebekken "Dünya Benim!"Dercesine Avuçlarının Sımsıkı Kapalı
Olduğunu, Ölürken De Aynı Avuçların "Her Şeyi Bırakıp Gidiyorum İşte!"
Dercesine Apaçık Kaldığını
Fark Etmeli.
Ve Kefenin Cebinin Bulunmadığını Fark Etmeli.
Baskın Yeteneğini
Fark Etmeli Sonra.
Azraillin Her An Sürpriz Yapabileceğini,
Nasıl Yaşarsa Öyle Öleceğini
Fark Etmeli İnsan
Ve Ölmeden Evvel Ölebilmeli. ?
Hayvanların Yolda Kaldırımda Çöplükte
Ama Kendisinin Güzel Hazırlanmış Mükellef Bir Sofrada Yemek Yediğini Fark
Etmeli.
Eşref-İ Mahlûkat (Yaratılmışların En Güzeli) Olduğunu
Fark Etmeli.
Ve Ona Göre Yaşamalı.
Gülün Hemen Dibindeki Dikeni Dikenin Hemen Yanı Başındaki Gülü
Fark Etmeli.
Evinde 4 Kedi 2 Köpek Beslediği Halde
Çocuk Sahibi Olmaktan Korkmanın Mantıksızlığını
Fark Etmeli.
Eşine "Seni Çok Seviyorum!" Demenin Mutluluk Yolundaki Müthiş
Gücünü
Fark Etmeli.
Dolabında Asılı 25 Gömleğinin Sadece Üçünü Giydiğini
Ama Arka Sokaktaki Komşusunun O Beğenilmeyen Gömleklere Muhtaç
Olduğunu
Fark Etmeli.
Zenginliğin Ve Bereketin Sofradayken Önünde Biriken Ekmek
Kırıntılarını Yemekte Gizlendiğini
Fark Etmeli.
FARK ETMELİ.
Ömür Dediğin Üç Gündür,
Dün Geldi Geçti Yarın Meçhuldür,
O Halde Ömür Dediğin Bir Gündür,O Da Bugündür.

Etiketler: , , ,

e="permanent link"># <$I18NPostedByAuhttp://mancilik.blogspot.com/2010/09/farknda-olmal-insan.htmltemDateTime$>http://mancilik.blogspot.com/2010/09/farknda-olmal-insan.html/span> mmentsEnabled>"> MANCILIK KÖYÜ DEVEr /> "byline">

Etiketler: ,

e="permanent link"># <$I18NPostedByAuhttp://mancilik.blogspot.com/2010/08/balya-ilcesi-video.htmltemDateTime$>http://mancilik.blogspot.com/2010/08/balya-ilcesi-video.html/span> mmentsEnabled>"> EN SON HABERLERr /> "byline">Paylaşımları için Selami Ersöz'e teşekkür ederiz.

Selami Ersöz
SITKI PINARLI NIN KIZI AYSUN PINARLI 27 HAZİRAN PAZAR GÜNÜ DÜĞÜN MERASİMİYLE EVLEN MİŞTİR YENİ AİLEYE ÖMÜR BOYU MUTLULUKLAR DİLERİM

Selami Ersöz
SITKI PINARLI NIN KIZI AYSUN PINARLI 27 HAZİRAN PAZAR GÜNÜ DÜĞÜN MERASİMİYLE EVLEN MİŞTİR YENİ AİLEYE ÖMÜR BOYU MUTLULUKLAR DİLERİM
e="permanent link">#
<$I18NPostedByAuhttp://mancilik.blogspot.com/2010/06/en-son-haberler.htmltemDateTime$>http://mancilik.blogspot.com/2010/06/en-son-haberler.html/span> mmentsEnabled>"> BALYA MANCILIK KÖYÜ GELENEK VE GÖRENEKLERr /> "byline">3-Gelenek Ve Görenekler


Balya gelenek ve görenekleri Türk gelenek ve göreneklerinin bir parçasıdır.Yöremizde yapılmakta olan düğün ve evlenme törenlerinde şu adet ve gelenekler göze çarpmaktadır:

Erkek tarafı beğendiği kızı istemeye gider.Kız istenerek kız tarafına düşünmeleri için süre verilir. Oğlan evi tarafından yapılan teklif kız evi tarafından uygun görülürse kabul edilir. Erkek tarafı tekrar kız evine giderek nasıl bir karara varıldığını sorar. Kız tarafı kabul etmişse o gün söz kesilir. Söz kesme ailenin maddi gücüne göre değişik şekillerde yapılır. Kıza söz yüzüğü takılarak bir bohça gönderilir. Bu bohçada genellikle bir kutu kolonya, bir kutu şeker, elbiselik kumaş, yemeni gibi şeyler bulunur.
Söz kesimini takiben nişan günü ve nişanda takılacak takılar kararlaştırılır. Nişan günü erkek tarafının dost ve akrabaları ile kız evine gidilir. Bu gidişte nişan için gereken yüzük, takılar ve nişan elbisesinin dışında bir de nişan bohçası hazırlanır. Bu bohçada iç çamaşırı, bir takım elbise, çember, kolonya, çikolata, terlik ve benzeri eşyalar vardır. Nişanda yapılan yüzük erkek tarafının bir büyüğü tarafından nişanlanacak olan çifte takılır. Daha sonra damat adayı ve erkekler nişan yerinden ayrılırlar. Kadınlar kendi aralarında eğlence yaparlar.


Nişan törenleri bazen “görüş” adı altında yapılır. Bu görüş gününde akrabalar hediye getirirler. Getirilen hediyeler uygun bir yerde ipe serilir. “Görüşler” genelde yemekli olur.
Nişan töreninden sonra sıra düğün törenine gelir. Erkeğin babası kızın babasından kızın nüfus kâğıdını alarak nikah hazırlıklarına başlar. Nikahtan önce çeyiz sandığı değişimi yapılır. Çeyizle dolu olan sandıkları mahalle muhtarı ve oranın ileri gelen yaşlıları değiştirir. Sandık önce oğlan evine gider. Cumartesi sabahı düğün başlar. Çalgılar sabah erkenden çalmaya başlar. Daha sonra kız evine gidilerek kız evinde kapı haklanır. (Bahşiş alınır) Düğünde gençlerden biri efe başı olarak düğünleri organize eder. Erkek evinin verdiği listeye göre dost ve akrabaların kapıları haklanır. Haklama bittikten sonra erkek evine gelinip yemek yenilir. Erkek evinde çalınan çalgılar duyan davetliler “dürü” denen hediyelerini getirir. Hediye verme daha sonraki bir zamana da bırakılabilir.

Düğünde gençler kırık hava, harmandalı, çiftetelli, hora ve bildikleri diğer oyunları oynarlar. İkindiye doğru kız evine kına götürülür. Kına götürülürken çalgılar önde gençler arkada ve kafilenin sonunda da erkek evinin kadınları yer alır. Kız evine varıldıktan sonra kadınlar ahenk yerine gider. Erkekler ise dışarıda kalır.
Geline kına yakılırken gelin ağlatma havası çalınır. Burada amaç gelini ağlatmaktır. Kına yakma işleminden sonra çalgıcılara hediye verilip oyunlar oynanır. Kadınlar kınadan dağılınca oyun yerine gelerek düğünü seyrederler. Oyun bitince dağılırlar.
Pazar günü oğlan evinin önünde oyunlar oynanır. Gençler daha sonra çalgılar eşliğinde dürü (hediye) toplanır. Hediye toplama işlemi bittikten sonra oyun oynayarak gelin almaya gitme zamanı beklenir.İkindiye doğru oğlan evinin yakın akraba hanımları arabaları bindirilerek davullarla birlikte gençler önde arabalar arkada konvoy halinde gelin almak için kız evine gidilir. Kız evinin önünde gelinin hazırlanması beklenirken yine oyunlar oynanır. Gelin kapıdan çıkarken akrabalarının ellerini öper, babası beline kuşak bağlar. Kuşak üç kez bağlanır ve çözülür. Gelinin koluna iki kişi girerek gelin arabasına getirilir. Gelin arabasına gelinle birlikte bir akrabası biner. Gelin alındıktan sonra konvoy geri döner. Bir ara gelin arabası konvoyda ayrılarak gelini gezdirir. Araba tekrar konvoya katılınca gençler düğün sahibinden gençlik parası adı ile para alır. Gelin arabadan inerken çalgılar ‘’Ey Gaziler’’ Türküsünü çalar. Gelin eve girince düğün alayı dağılırlar. Gelin eve girince düğün alayı dağılır.
Damat yatsı namazından çıktıktan sonra cemaatle birlikte eve gelir. Evde hoca dini nikâhı kıyar, şerbetler içilerek damat gerdeğe sokulur. Gençler gece damattan baklava isterler. Baklavayı aldıktan sonra orada yer ve dağılırlar. Pazartesi sabahı ise duvak sabahıdır. Yengeler gelini görmeye giderler.
Düğün ve evlenme törenleri kız evi açısından değerlendirildiğinde daha önce anlatılanlardan çok fazla farklılık göstermektedir.
Kızları istenen ailenin damat adayını araştırarak kızlarına uygun olup olmadığına karar verirler. Eğer damat adayını kendilerine uygun görürlerse kabul edip söz keserler. Söz kesmede oğlan tarafına mendil verirler.
Söz yüzüğü veya nişan yüzüğü takımı esnasında oğlan evinden gelen söz veya nişan bohçasına karşılık kız evi de bir bohça hazırlar. Bohçada genellikle oğlan evinin bohçaya koyduğu türden şeyler bulunur. Nişan veya söz merasiminden sonra törene katılanlara çay, kahve, pasta, şeker, sigara, kolonya gibi ikramlarda bulunulur. Gelen bohçalar hem kız evinde hem de oğlan evinde dost ve akrabalara gösterilir. Yapılan bu merasimlerin en belirgin özelliği eğlencenin kadınlar arasında geç saatlere kadar sürmesidir.
Düğünden bir hafta kızın yaptığı çeyizler arkadaşları eşliğinde kız evine asılarak sergilenir. Bu çeyizler bir hafta sonra eğlence ile toplanır. Daha sonra bu çeyizler oğlan evi tarafından alınmaya gelinir. Gelinin arkadaşları çeyiz almaya gelenlerden sandık parası adı altında bahşiş alırlar. Alınan bu para düğünden sonra gelinin arkadaşları arasında bir eğlence düzenlenerek harcanır.
Yörenin düğünlerinin bir diğer özelliği düğünden bir gün önce kadınlar arasında “Ahenk” denilen bir eğlence düzenlenmesidir. Ahenk gününün gecesi kızın arkadaşları toplanarak eğlence düzenlerler. Bu gecede kızlar değişik kıyafetlere girerek taklit yapar, oyun oynarlar. Gece yarısında kızlar, kapı bağlamaya çıkarlar. Bunların arasında gelin de bulunur. Ellerinde darbukalarla gece sokaklarda şarkı söyleyip, oynayarak oğlan evine giderler. Oğlan evi kızların geleceğini bildiği için damadı saklamışlardır. Evin bütün odaları aranarak damat çıkartılır, gelinle damat oynatılır. Daha sonra damat alınarak oğlan evinden ayrılırlar. Amaç dost ve akrabaların evlerini dolaşmaktır. Hem oyun oynayıp hem de şarkı söylenerek dolaşılan evlerden para ve çerez alınarak sabaha karşı kız evine dönülür. Eğlence sabaha kadar sürer, kızın arkadaşları kız evinden sabahleyin ayrılır. O günün gecesi genellikle salonda veya genişçe bir yerde cazlı düğün yapılır. Eğer düğün davulu ise ahenk kına gecesi ile birlikte Cumartesi akşamı yapılır.

Çocuk Görme Âdeti

Çocuk kırk günlük olunca hamamından sonra kırk uçurmaya çıkarılır. Kırk uçurma çocuğun evden çıkarılmasıdır. Çocuk önce babaannesine götürülür. Daha sonra diğer akrabalara götürülür. Gidilen yerlerden dönerken çocuğa mendil, yumurta, çeşitli giysiler, mendil içinde para verilir. Çocuğun annesine iyi dileklerde bulunulur. Eğer anne ve babanın dilekleri varsa çocuk doğduktan sonra kurban kesilir. Kesilen kurbanın kanından çocuğun alnına sürülerek kötülük ve nazardan korunması için dua edilir.

Diş Hediği (Buğday)
Çocuk 6–7 aylık olduktan sonra dişinin çıktığını ilk gören kişi ona hediye alır. Genelde bir kat çamaşır ya da demirden bir tas hediye edilir. Çocuğun ilk dişi çıktıktan sora buğday kaynatılır. Komşular ve yakınları çağrılarak beraberce yenilir. Çocuk kız ise komşu ve akrabalar davet edilerek 6 aylık kınası yakılır. Kırmızı bir elbise giydirilip kırmızı duvak takılır. Pasta, börek, çay ikramından sonra toplananlar kendi aralarında eğlenirler.

Köy Seyirlik Oyunları
Balya ilçesinde düğünlerde ve özel günlerde seyirlik oyunlar oynanmaktadır. Seyirlik oyunların en yaygını “deve” oyunudur.


Deve oyunu şöyle oynanmaktadır: 5x5x300 cm boyutlarında iki adet ağaç birbirine paralel olarak çakılır Bu ağaçlara tutturulan ağaçlarla devenin iskeleti oluşturulur. Yeteri kadar koyu renkli kilim birbirine dikilerek devenin derisi olarak iskelete geçirilir. Bir sopa ile devenin başı oluşturularak ucuna hayvan kafası iskeleti geçirilir. Hazırlanan devenin içine iki oyuncu girer. Öndeki oyuncu eline devenin boynu başını oluşturan sopayı alarak devenin yürüyüşüne benzeyen bir yürüyüşle yavaş yavaş sallanarak yürümeye başlar. Bir grup genç kol kola girip Türküler söyleyerek deveyi oyun alanına getirir. Arkadaki oyuncunun görevi devenin arka bölümünü oluşturup öndeki oyuncuya uyum sağlayarak elinde bulunan çanları sallamaktır. Deve oyun alanına birikmiş olan seyircilere oyunlar yaparak bahşiş alır. Köylerde ise deve, gençlerle birlikte kızı olan evleri ziyaret eder. Deveye evin kızı veya ev sahibi tarafından hediye verilir.

İlçede söylenen Türküler, maniler, masallar, ağızdan ağza dolaşan atasözleri ülkemizin zengin ve kendine has kültür yapısının birer halkasıdır.


Türküler

Kültür değerlerimizin önemli unsuru da Türkülerimizdir. İlçemizde çok söylenen ve oyun olarak oynanan Türkülerimiz vardır. Bu Türkülerin en önemlisi “Nina” Türküsüdür. Türkü’nün sözleri şöyledir:

Ayva sarısı yarim...../.....Tarlası pıtıraklı..../......Sizin tarla çok ırak
Limon sarısı yarim..../.....Kendisi oturaklı...../......İçi dolu pıtırak
Ben senden ayrılmam.../.....Benim yarim geliyor../......Ben sana vuracağım
Ömür yarısı yarim...../.....Potini gıcırdaklı..../......İlle yolumuz ırak

Nina nina nay
olurmu öyle kara gözlüm
olurmu öyle kara gözlüm

Nina nina nay
Nina nina nay
Nina nina nay


Maniler ve Bilmeceler


Kültür değerlerimizin diğer bir ürünü de manilerdir. Balyada da muhtelif maniler söylenmektedir. Bunlardan bazıları şöyledir:


Sarı pabuç giyiver........./.............Danişmente giderken
Bizim eve geliver ........./.............Gördünüz mü Ören’i
Annem babam sorarsa......../.............Dört kitap birden çarpsın
Suya gitti deyiver........./.............Söz verip de döneni.



Şu dağlar olmasaydı........./.............Koca dere duruldu.
Çiçeği solmasaydı.........../.............Meydan yere vuruldu.
Ölüm Allah’ın emri........../.............Ağlama öksüzüm ağlama.
Ayrılık olmasaydı.........../.............Meydan yerinde vuruldu.



Bilmecelerde yine Balya da çok söylenen sözlü edebiyat ürünlerindendir:

Gide gide üşünmez........................Sarıdır sarkar
Beline kuşak kuşanmaz....................Tükeneceğim diye korkar
(nere)...................................(ayva)

4-Giyim

Giyim olarak günlük giyilen giysiler yönüyle bölgenin kendine has kıyafetleri vardır. Kadınların giyiminde diğer yörelere göre göze çarpan en belirgin ayırt edici özellik ferece veya terlik diye bilinen tüm elbiselerin üzerine giyilen siyah giyilen siyah kumaştan yapılmış giysilerdir.
Erkek giyiminde de göze çarpan özellik kış aylarında giyilen ‘Şayak’ denilen elde dokunmuş kalın yünlü kumaştan yapılan pantolon ve cekettir. Ayrıca erkeklerin yün iplikten örülmüş beyaz çorapları diğer bir ilgi çekici özelliğidir

5- Yöresel Yemekler

Balya’nın belli başlı özel bir yemeği yoktur. Bilinen tüm yemekler yapılmaktadır. Mahalli yemekler oldukça zengindir.
Bu yemekler özellikle düğün, hayır gibi törensel mahiyetteki toplantılarda hazırlanmakta ve davetlilere sunulmaktadır. Bu yemekler arasında tirit, börülce, sura, manav tarhanası, saçaklı mantı, keşkek, mafis, güveç, peynirli patlıcan, düğün çorbası , zerde gibi yemekler ile Balıkesir Kaymaklısı, höşmerim, kalbura bastı gibi tatlılar dikkati çekmektedir.
KEŞKEK

Düğünlerde genellikle “Keşkek’’ yemeği meşhurdur. Keşkek yemeği şöyle yapılır.Özel olarak seçilen buğday önce ayıklanarak yıkanır, kurutulur.Özel dübellerde kabuğu çıkartılır. Kabuğu çıkartılan buğday, kazanlarda haşlama usulü ile pişirilir. Ayrıca keşkeğin içine konmak üzere kuzu ve tavuk eti haşlanarak liflenir. Daha sonra haşlanmış buğdayın içerisine liflenen etler karıştırılır. İki veya daha çok kişi tarafından özel sopalarla et ve buğday karışımı ezilir. Buğday ve etler iyice ezildikten sonra tuz ve sıvı yağ ilave edilir. Artık keşkek servise hazır hâke getirilmiş demektir. Bazen üzerine nohut ta ilave edilir.

Balya yöresinin belirgin bir özelliği de Ramazan hazırlığı için yapılan yufkanın, bayramlarda hazırlanan baklava ve tatlıların kadınlar arasında imece ile yapılmasıdır.


BÖRÜLCE EKŞİLEMESİ

Börülce Türkiye' de daha ziyade Balıkesir' de yetiştirilen ve yemek çeşitleri yapılan bir sebzedir. Sallama ya da sıyırma da denilen bir haşlama salatasıdır. Haşlanmış börülcenin üzerine zeytinyağı ve koruk suyu ile dövülmüş sarımsaktan oluşan bir karışım ilave edilir ve servis yapılır.

SARIMSAKLI BULGUR

Bulgur, tavuğun haşlandığı suda haşlanır. Suyu çekildikçe su ilave edilir. Bulgur merhem gibi oluncaya kadar pişirilir. Biraz sulu bırakılır. Bulgur tepsiye dökülür. Üzerine didilmiş tavuklar dökülür. Sarımsak dökülür ve karıştırılır. Üzerine çiğ zeytinyağı gezdirilir. Bunun aslı tavşan eti ile yapılanıdır.

KAYMAK HAMURU

Kaymak ocakta un ile helva gibi karıştırılır. Kaşıkla iz yapılarak kesilir ve ılık olarak servis yapılır.


TİRİT
Tiritlik ekmek küçük parçalar halinde küçük doğranır ve tepsiye dizilir. Üzerine tavuk suyu dökülür.Tavuk etleri ve haşlanmış tavuk konulur. Tereyağı kızdırılıp üzerine dökülür. Karabiber konulur. Tavuk haşlanırken içine domates konarak haşlanır. Tavuk suyunun biraz renk alması sağlanır. Tirit’in yufkadan yapılanı da vardır.

TAVUKLU MANTI
Hamur yoğrulur içi boş olarak dört tarafından bükülerek şekil verilir ve fırınlanır. Tavuk suyunda mantılar haşlanır. Üzerine tavuk etleri ve haşlanmış nohut dökülür. Daha sonra üzerine sarımsaklı yoğurt dökülür. Tereyağı kızdırılır üzerine dökülür.
Çeşitli baharatlarla ( nane , pul biber ) servis yapılır. 1 Kg. tuzsuz peynir tencereye konur. İçine bir çay kaşığı kabartma tozu atılır. İçine iki yumurta sarısı, çalkalanarak ilave edilir. Hafif ateşte karıştıra karıştırarak yağı çıkıp bal rengi sarısına bürünene kadar bir saat pişirilir. Kıvama gelmiş olan peynire 250 gr. irmik, 100 gr. un , 1Kg. toz şeker ilave edilir. Şeker eriyip yağ salana kadar bir süre karıştırılarak pişirilir. Soğutularak servis yapılır.

BALIKESİR KAYMAKLISI

Un hamur tahtasında elenir, ortası açılır. Tereyağı ve süt konup karıştırılır, yoğrulur. Dinlendirildikten sonra iki parçaya bölünüp yağlı bir tepsiye konur. Her bir yufkanın kırılmaması için elle su serpilir, diğer 6 yufka da, diğer yağlı bir tepsiye yerleştirilir, fırında ve mangalda pişirilir. Alt kısımları kızarınca iki tepsi de ateşten indirilir. Birinci tepsideki yufkaların üst yufkası üzerine bolca kaymak yayılır. Kümeler halinde de konabilir. Diğer tepsideki yufkaların alttaki kızarmış tarafı üste gelmek üzere birinci tepsideki kaymakların üzerine kapatılır. Ilık halde reçel şurupları koyulduğunda şerbet soğuk hamur üzerine gezdirilerek dökülür, kapak kapatılır. Soğuduktan sonra baklava dilimi şeklinde kesilir, servis yapılır.

Etiketler: , , , ,

e="permanent link"># <$I18NPostedByAuhttp://mancilik.blogspot.com/2010/03/balya-mancilik-koyu-gelenek-ve.htmltemDateTime$>http://mancilik.blogspot.com/2010/03/balya-mancilik-koyu-gelenek-ve.html/span> mmentsEnabled>"> II-ANADOLU TÜRK TARİHİ (BALIKESİR- BALYA- MANCILIK)r /> "byline">II-ANADOLU TÜRK TARİHİ (BALIKESİR- BALYA- MANCILIK)
Bölgenin,Türklerden önce, kısa bir sürede olsa Müslüman kuvvetlerle tanışması, Emeviler döneminde gerçekleşen İstanbul kuşatmalarında bu bölgeye, Emeviler’in akınlarda bulunması ile olmuştur. 670 tarihinde Kyzikos’u ele geçirmesi ile başlayan ve yaklaşık yedi yıl kadar kısa bir süre devam eden İslamiyet’in hâkimiyeti, Türklerin Anadolu’ya akınları, 1048 Pasinler Savaşı ve onu takip eden 1071 Malazgirt Savaşından sonra,yurt edinme faaliyetleri devam etmiş, zayıf Bizans kuvvetleri karşısında ilerleyen Türk kuvvetleri kısa sürede Ege ve Marmara denizine ulaşmışlardır.

1080 tarihinde Kyzikos yani Balıkesir bölgesi Süleyman Şah tarafından ele geçirilmiştir. I. Haçlı Seferinden sonra bu bölgeler kaybedilmiş ve bu toprakları ele geçiren Bizans Kuvvetleri buraya yerleşen bütün Türkmen Aşiretlerini bu bölgelerden çıkarmıştır.Haçlı etkisinin zayıflamasıyla Türkmenler tekrar bu bölgeye akın etmişler ve bu bölgelere tekrar yerleşmeleri uzun zaman almıştır. 1175 tarihinde Eskişehir ovasında toplanan yüz bin Türkmen Denizli, Bergama, Karia, Mysia, ve Edremit bölgelerine dağılmışlardır.Moğolların Anadolu’ya doğru ilerlemesi üzerine bir çok Türkmen beyi Batı Anadolu’ya doğru göç etmişlerdir.
Bu Beylikler Kösedağ Savaşı(1243) sonrasında, Selçuklu otoritesinin zayıflamasını fırsat bilerek bağımsızlıklarına ilan etmişlerdir. 1280’li yılların sonlarına doğru Karesi Beyin nüfuzunda büyük bir Türkmen grubu Germiyanoğlu Yakup Bey ile birlikte Mysia topraklarına girmiş ve Kyzikos ve Bigados haricinde bu bölgeyi fetih etmişlerdir.

Mysia’nın Marmara ve Ege kıyılarını ele geçiren Karesi Bey Selçuklu devletinin bu bölgedeki kıyı vilayetlerinden sorumlu valisini haline gelmiştir. Anadolu Selçuklu sultanı II. Mesut döneminde, Karesi Bey bugünkü Balıkesir ve Çanakkale’ye kadar olan Mysia topraklarını ele geçirmiştir.


1303 -1345, yaklaşık 42 yıl devam eden bu Türkmen prensliği, 1303-1308 arasında Selçuklu uç beyi olmuş, 1308-1335 arasında İlhanlılara, 1335-1345 arasında da Osman oğulları’na tabî bulunmuştur.

Karesi Beyliği’nin Osmanlı Devleti’ne katılması ile 1345 yılında Balya ve çevresi de Osmanlı hâkimiyetine girmiştir.

Balya şehir merkezi, 1800 yılından önce “Koca gümüş Köyü” olarak anılmakta ve Balıkesir (Karesi) Sancağı sınırları içerisinde Alidemirci Bucağı’na bağlı bir köy konumundadır.

Bu döneme ait,Balya ile ilgili eldeki en eski kayıt Hüdavendigar Sancağı’na bağlı olduğu döneme ait 1544 tarihli bir belgedir. Bu tarihten sonraki kayıt ise 1651 tarihli Kütahya Beylerbeyliği Mutasarrıfının bir emridir. Bu belgeye göre; Bu dönemde Kadılık olan Balya’nın adının burada Kadı olan Balibey’den geldiği rivayet edilmektedir.

Fakat Balya isminin, Türkçe de olduğu anlamıyla, yani çember ve demir tellerle bağlanmış ticaret eşyası anlamıyla kullanıldığı düşünüldüğünde,bu anlamıyla, Balya kelimesinin, İtalyanca da “Balla”,Fransızca da “Bale” ve Almanca da “Balen” kelimeleri ile aynı anlamda ve benzer söz dizimi ve telaffuzu ile kullanıldığı görülecektir. Bu kelimenin Etimolojisine bakıldığında,1350–1400 yıllarına kadar gittiği görülecektir. Dolayısı ile Balyanın isminin, Balya Madenlerindeki Fransız etkisinin başladığı yıllardan itibaren kullanılmaya başlandığı kuvvetle muhtemeldir.

Bu belgeden de anlaşıldığı üzere, XIX. yüzyıla gelinceye kadar işleyişi neredeyse hiç aksamayan Koca gümüş madenlerinin zamanla artan önemi, güvenlik ve benzeri gerekçelerle, 1807 yıllarında Alidemirci Bucak teşkilatının Koca gümüş köyüne taşınmasına neden olmuştur.

1839-1849 yılları arasında “Balya Maden İşletmeleri” ile birlikte yabancı devletlerle ismi anılan Balya, 1868 yılında Almanlara, 1878 yılında ise 99 yıllığına Fransızlara verilen madenlerin işletme imtiyazları ve akabinde 1892 yılında kurulan Fransız sermayeli “Balya Karaydın İşletmeleri” ile tarihinin en hareketli günlerini yaşamaya başlamıştır.

1864 yılına kadar Hüdavendigar Eyaletinin Karesi Livasına bağlı bir kaza olan Balya, vilayet sistemine geçilen düzenlemeyle, 1864-1874 yılları arası Edremit kazasının, 1874’ten sonra Balıkesir’in merkez nahiyesi olmuştur.1899 yılında kaymakam atanmış olup Karesi’nin vilayet olduğu dönemde ve tekrar sancak olduğu dönemde aynı konumunu sürdürmüştür. 1900 yılında ise Balya üçüncü sınıf olarak tekrar kaza yapılmıştır. 1910’da ikinci sınıf kazalığa yükseltilmiştir.

1914-1918 yılları arasında cereyan eden I. Dünya Harbine giren Osmanlı Devleti askerlerinin çarpıştığı pek çok cepheden bir tanesi de, bölgedeki Çanakkale Savaşıdır. Bu savaş, ülkenin her tarafında olduğu gibi Balıkesir’i de menfi olarak etkilemiştir. I. Dünya Savaşından yenik çıkan ve oldukça zayıf düşen Türklerin bu durumunu fırsat bilen Yunanlılar, gözlerini Batı Anadolu topraklarına diktiler. Yunanistan’ın buraları işgal etmesini diğer Avrupa devletleri de desteklediler. İtilâf devletlerinin tehditleri altında bulunan ve yeterli askeri, silahı olmayan, devletin de aciz kaldığını gören Türk halkı, müdafaa cemiyetleri kurmaya başladılar.

15 Mayıs 1919’da İzmir’e giren Yunanlılar işgallerini Anadolu’nun içlerine doğru yaymaya başladılar. Balıkesir bölgesinde ilk defa 29 Mayıs’ta Ayvalık işgal edildi. Yunanlılara karşı ilk silahlı mücadele Ayvalık’ta gerçekleşti. Bu arada Balıkesir’de 18 Mayıs’ta Vehbi (Bolak) Bey’in başkanlığında “Redd-i İlhak” heyeti oluşturuldu. Alaca Mescid’de oluşturulan 41 kişilik bu heyet hemen faaliyetlere başladı.26–31 Temmuz 1919 ve 16-22 Eylül 1919 tarihlerinde yapılan I. ve II. Balıkesir Kongreleri neticesinde her bölgede Kuva-yi Milliye teşkilatları kuruldu.

Yüce önder Mustafa Kemal ATATÜRK önderliğinde başlayan Milli Mücadele için İstanbul’dan Balıkesir’e gelen yüzbaşı Kemal hemen askeri birlikler oluşturmaya başladı.Bu birlikler işgali önlemek için yer yer Yunanlılarla çarpışmaktaydı. Soma ve Akhisar cephesi bunların en önemlisiydi. Fakat yeterli asker ve silahı bulunmayan Milli kuvvetler; hem sayıca çok hem de teçhizat olarak güçlü Yunan karşısında ancak bir yıl dayanabildiler.


Soma-Akhisar cephesinin dağılmasıyla, 22 Haziran 1920’den itibaren Yunan işgali içerilere doğru yayılmaya başladı. Halka da çok eziyet eden Yunanlıların en büyük yardımcıları, daha önceden buralarda yaşayan yerli Rumlardı. Yıllarca beraber yaşayan bu insanlar, şartlar değişince daha önceden kendilerinden hiç bir kötülük görmedikleri Türklere ihanet etmekteydiler. Kazaları işgal eden Yunanlıları, Kuva-i Milliye güçleri hiç bir zaman rahat bırakmamış, direniş ve baskınlarla onları yıldırmışlardı. Bu arada Anadolu’da Türk halkını Yunanlılara karşı direnmeye çağıran ve düzenli bir ordu kurmaya çalışan Mustafa Kemal’e Balıkesirliler destek vermişler ve işbirliği içerisinde olmuşlardır.

Türk Milli Mücadelesi açısından bu şehrin çok ayrı ve özel bir yeri bulunmaktadır. Sakarya zaferiyle Anadolu topraklarının sahibi olduğunu bir defa daha ispatlayan Türkler, 9 Eylül 1922 de İzmir’de Yunanlıların denize dökülmesiyle Kurtuluş Savaşından başarıyla çıkabilmiştir. Eylül ayının ilk haftasındaki 3-4 gün içinde bütün Balıkesir ve kazaları ile birlikte Balya da, ilçe ve çevresinde verilen millî mücadele sonucu 6 Eylül 1922 tarihinde işgalden kurtulmuştur.
III-ATATÜRK’ÜN BALYA İLÇESİNİ ZİYARETLERİ
Atatürk'ün Balıkesir'i ziyaretleri yedi kez olmuştur. Bu gezi programlarında, Balyanın da içinde bulunduğu üç geziden ilki, 6 Şubat 1923'te gerçekleşmiştir.
Gazi Mustafa Kemal Paşa 29 Ocak 1923'te İzmir'de Lâtife ( Uşaklıgil ) ile evlenmiş, evliliğin ilk haftasında da bir yurt gezisine çıkarak Balıkesir'e kadar gelmiş idi. İzmir'den trenle Balıkesir’e gelen Mustafa Kemal Paşa'nın beraberinde eşi ve Kâzım Karabekir Paşa ile diğer zevat bulunuyordu.Atatürk bu gezisinde, Balyaya da gelmiştir. Balyadan da, Edremit'e geçen Mustafa Kemal Paşa 10 Şubat günü Balıkesir’e dönmüş ve 11 Şubat günü Balıkesir’den trenle ayrılarak, İzmir'e gitmiştir.

Atatürk’ün Balıkesir-Balya-Çanakkale Ziyareti

Atatürk’ün, 16.04.1934 yılında, Çanakkale’den hareketle Balya üzerinden Balıkesir’e geldiği, bazı askerî birlikleri denetlediği ve Balıkesir'den trenle Eskişehir'e oradan da Ankara'ya hareket ettiği yurtiçi gezisi bir diğer ikinci gezidir.

Atatürk’ün Baylanında içinde bulunduğu son ziyareti, ki bu Balıkesir’e de Son gelişidir .Atatürk'ün 1934 yılında ülkemizi ziyaret eden İran Şahı'na Türkiye'nin ilk asfalt yolu olan Balıkesir-Çanakkale yolunu göstermek için yaptığı bu gezi için Mustafa Kemal Paşa, 24 Haziran 1934 Pazar günü, Soma üzerinden trenle Balıkesir’e geldi. 25 Haziran 1934 Pazartesi günü de Balıkesir’den otomobil ile Balya üzerinden Çanakkale’ye hareket etti.





Atatürk’ün Balıkesir’e son ziyaretinin nedeni olan,Balıkesir- Çanakkale- Balya Yolu'nun 138 km.lik kısmı 29 Ekim 1933'te Cumhuriyet'in onuncu yılı bayramında Çanakkale'de ve Balya'da yapılan törenlerle milletin hizmetine açılmıştı.
Bu yolun Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emrettiği zamanda yapılıp bitirilmesi için ,o tarihte yol yapımında kullanılan makineler olmadığından bu yol kazma, kürek ve insan gücüyle yapılmıştı.


IV-MADENCİLİK VE BALYA MADENLERİNİN TARİHÇESİ
1-Madencilik Tarihi

Madencilik; insanlık tarihi kadar köklü bir geçmişe sahip, toplumların gelişiminde birinci derecede rol oynayan bir olgudur. Doğal kaynakların insan ve toplum yaşamındaki önemi bilinmektedir. Günümüzde insan yaşamını fonksiyonel hale getiren araç ve gereçlerin % 99’u doğal kaynaklardan, özellikle de madenlerden sağlanmaktadır.
Toplumların sanayileşerek kalkınmaları, hammadde ve maden kaynaklarından verimli bir şekilde yararlanmaları ile yakından ilişkilidir.Tarihi süreç içerisinde insan ve toplumlar, doğal kaynaklarını verimli ve akılcı yöntemlerle kullanabildikleri ölçüde geliştirmiş ve zenginleştirmiştir. Günümüzde, büyük boyutlu doğal kaynaklara sahip bazı ülkelerin kalkınmalarını tamamlayamamış olması şaşırtıcı değildir. Çünkü, asıl önemli olan, kaynaklara sahip olmanın yanında, onlardan gerektiği gibi yararlanabilmelerinin yollarını da bulabilmektir.
Günümüzün toplumsal refah ve zenginliğine sahip gelişmiş ülkeleri, tarihi süreç içerisinde Sanayi Devrimini en önemli hammadde kaynağı olarak maden varlıklarına dayandırarak gerçekleştirmişlerdir.
Avrupa 'da 18. ve 19. yüzyıllarda yeni buluşların üretime uygulanması ve buhar gücüyle çalışan makinelerin, makineleşmiş endüstriyi Doğurması, bu gelişmelerin de Avrupa'daki sermaye birikimini arttırması ile ortaya çıkan sanayi devrimi öncesinde,devletler için madenlerin önemi paha biçilemez niteliktedir. Özellikle ordunun yapılandırılmasında, ekonominin ayakta tutulmasında ve devletin ömrünü sürdürebilmesinde madenlerin işletilebilmesi ve faydalanılması gereklilik arz etmekte idi. Madenlerin genel kullanımının birinci derecede savaş gereçleri imaline dönük harp sanayi hammaddesi olması, diğer yandan da değerli madenlerden para basılması seklinde olmuştur. Harp sanayisi için vazgeçilmez bir hammadde olması, devletlerin bu madenler üzerinde mutlak egemen olmaları sonucunu Doğurmuştur. Bu nedenle de bizzat devlet tarafından işletilmiş veya belli bir ücret karşılığında işlettirilmiştir.
Fakat,Sanayi devrimi ve sonrasında günümüze kadar,,madenler devletler için,harp araç-gereçlerinin ve para basımının yanında,artık,enerji kaynağı başta olmak üzere,fabrikalar için üretilen makinelerden,fabrikalarda üretilen eşyanın hammaddesine,Demiryollarından,deniz-kara-hava taşımacılığına kadar artık vazgeçilmezi haline gelmiştir.
Ülkeler ve milletlerin gelişmesinde oynadığı bu rol,madenlerin önemini tarih boyunca artarak korumasına,neden olmuştur.Doğal olarak bir ülkenin sanayileşmesinde ve kalkınmasında kendi topraklarında maden yataklarının bulunması ve bunların işletilmesi o ülkeler ve ülkelerin toplumlarının zenginleşmesinde,sosyal-ekonomik refahının yükselmesinde kolaylık sağlamış,ve sağlamaya da devam edecektir.
2-Balya Madenlerinin Tarihi

Balya’da madencilik faaliyetlerinin ilk olarak ne zaman başladığı tam olarak bilinmemektedir. Madenciliğin başlangıcını M.Ö. 500’lü yıllara dayandıranların yanında, Romalılar döneminde madenlerin işletildiği ve adının “Cristian Madenleri” olduğu ve Balya çevresinde maden ihracatıyla ünlenmiş “Periharaks” isminde bir yerleşme olduğunu ve madenin çıkarıldığı bölgeye de Ergasteri denildiği rivayet edilmektedir.
Bir diğer rivayet, Fransızlar tarafından işletilmiş olan maden galerilerinin dışında, çok eski yıllara ait kuyu ve galeriler ile cüruf ve atıkların bulunması, bunların Cenevizlilere ait olduğu söylentileridir. Truva harabelerinde bulunmuş şimdiye kadar en eski addedilen kurşun eşyanın da Balya’nın buraya yakınlığı dolayısıyla, bu madenlerden çıkarılmış kurşundan üretilebileceği ihtimali vardır. Madenin Karesi Oğulları zamanında işletilip işletilmediği belli değildir.

a) Osmanlı Devleti’nde Madencilik Ve Balya Madenleri

Madenler kuskusuz Osmanlı Devleti’nin ekonomisi için vergilerin yanında önemli bir kaynağı oluşturmaktadır. Nakit ihtiyacının büyük bir kısmının karşılandığı bu iki gelir çeşidi devletin kuruluş aşamasından yükseliş dönemine kadar süregelen politikalarının içinde en önemli noktada bulunmaktadır. Özellikle madenlerin önemi devletin askeri hamlelerinde kendini bariz bir şekilde hissettirmiştir. Artan fetihlerin yönlerine dikkat edildiğinde Rumeli ve Anadolu yakasındaki maden yataklarının ele geçirilmesinin hiçte tesadüf olmadığını anlamaktayız.
Madenler, Osmanlı Devleti için refah kaynakları olarak gösterilebilir. Özellikle kuruluşla birlikte başlayan para basımı, bu ihtiyacın karşılanmasında madenlerin önemini bir kat daha arttırmıştır. Devlet para düzenini madenlerin varlığına da borçlu olmakla birlikte madenlerin yönetimine bu yönde özel bir önem atfedilmiştir.

Kuruluş dönemiyle birlikte çıkarılan madenler çeşitlilik arz etmese de daha sonraki kazı girişimlerinde farklı materyaller elde edilmeye başlanmıştır. Özellikle altın ve gümüşün bol miktarda çıkarılması ekonomiye ivme kazandırırken, kalay, kursun ve demir gibi madenler de ordunun güçlenmesi açısından devlete önemli bir katkı sağlamıştır.

Osmanlı’da toprağın mülkiyet hakkı devlete dayandığından ve her türlü hakkın devlete ait olduğundan dolayı madenler de millete mal edilmemiş, Devletin çıkarları ön planda tutularak adımlar atılmıştır. Bu şekilde devletin arazi üzerinde yüksek mülkiyet ve denetleme hakkı sağlanmış, dolayısıyla da toprağı kullanma yetkisi olanlar devletin kiracısı olarak görülmüştür.

Osmanlının kuruluşundan XIX.yy’a kadar olan dönemde,Balyanın bulunduğu yer “Kocagümüş Köyü” adı ile anılmakta idi. Osmanlılar döneminde Balya Madeni (Kocagümüş Madeni) tarihte gülle yapımıyla ünlenmişti.

Balya ile ilgili bu döneme ait en eski kayıt Hüdavendigar Sancağı’na bağlı olduğu döneme ait 1544 tarihli bir belgedir. Bu tarihten sonraki kayıt ise 1651 tarihli Kütahya Beylerbeyliği Mutasarrıfının bir emridir. Bu belgeye göre; Balya madeninin Bali Bey adında bir mültezimin olduğu vurgulanmaktadır. III.Selim zamanında ise maden işletilmektedir, fakat şehrin nüfusunun azalması ve paralelinde üretimin düşmesi üzerine bölgeye Gönen ve çevre köylerden iskân yapıldığı gibi Gönen ile beraber iki üç kazanın da Balya’ya bağlandığı bilinmektedir. XIX. yüzyıla gelinceye kadar işleyişi neredeyse hiç aksamayan Balya madenleri, XIX. yüzyılda ise artan talebi karşılayamayacak bir duruma gelmiştir.
Bu belgeden de anlaşıldığı üzere , XIX. yüzyıla gelinceye kadar işleyişi neredeyse hiç aksamayan koca gümüş madenlerinin zamanla artan önemi ,güvenlik ve benzeri gerekçelerle,1807 yıllarında Alidemirci Bucak teşkilatının Koca gümüş köyüne taşınmasına neden olmuştur.

XIX. yüzyıla doğru gelişen sanayi ve ardından artan hammadde ihtiyacı, daha önce de önemi olan madenleri artık bir gereklilik sekline büründürmüştür. Tanzimat dönemiyle birlikte başlayan yeni girişimler ve yayımlanan nizamnameler Osmanlı madenciliğine yeniden ivme kazandırmış, ancak çaresizce atılan adımlar Osmanlı ekonomisinden çok Avrupalıları memnun etmiştir.
Balya madenlerinin yabancı kuruluşlarla birlikte anılması 1839–1849 yılları arasında milliyeti belli olamayan “Balya Maden İşletmeleri” ile başlamıştır. 1868 yılında Alman Reiser adlı bir kişi tarafından keşfedilen Balya madenlerinin işletme hakkı aynı şahıs tarafından alınmış ve daha sonra “Lorium” şirketine devredilmiştir. Böylelikle, Balya madenlerine ilk yabancı sermayenin girişi sağlanmıştır.
1876 yılında Balya madeninin işletilme hakkını doksan dokuz yıllığına Fransız “Riyol” şirketine veren Osmanlı Devleti, işletilecek madende sadece simli kursun madeninin ihracı ihalesini yapmış, diğer madenlerin ihracını engellenmiştir. Balya madenleri,Avrupalıların bildiği, dünyanın yeni yatırım alanı olan bir maden halini almaya baslarken, bu sayede Osmanlı toprakları da şimdiye kadar görmemiş olduğu ilkleri Balya madenleri sayesinde görmüştür.



1892’de Koca Gümüş ve Kara Aydın mevkilerinde tespit edilen simli kursun madenlerinin 4.500.000 Frank sermaye ile kurulan “Balya Karaydın Şirketi” ( Socite Anonyme Ottomane Des Mines De Balia-Karaaydın) tarafından çıkarılmaya başlanmasıyla birlikte, Fransızlar bölgeye geçici yatırımlarıyla yerleşmeye başlamışlardır. Fransız kökenli bu şirket Balya'dan kursun, çinko, gümüş çıkarmakla kalmamış; Mancılık' ta kömür, Patlak' ta kursun, çinko ve manganez madenlerini de işletir hale gelmiştir.


Balya Kara Aydın Şirketi hisse senedi örneği


Şirket 1901 yılında Mancılık’ da bir elektrik santrali kurmuş ve Elektriği Balyaya kadar getirmiştir. Gelen elektrik Balyanın aydınlanmasında kullanılmıştır.Diğer yandan ,yukarıda da bahsedildiği üzere,Sanayi devrimi ve demiryolları birbiriyle özdeşlesen iki kavram olarak karsımıza çıkarken,Balya’nın ve sahip olduğu madenlerin de demiryolları ile ayrı bir ilişkisi vardır.
İlk zamanlarda çıkarılan madenin nakliyesi deve, katır, araba ile yapılırken, daha sonra Balya’dan Palamutluk mevkiine kadar 62 km uzunluğunda ve 60 cm genişliğinde dar bir dekovil hattının yapıldığı bilinmektedir. Bölgeye kadar hayvanla çekilen dekovillerle nakledilen madenler buradan Akçay iskelesine arabalarla nakledilmiştir. Daha sonra ise ulaşımı hızlandırmak adına Palamutluktan Akçay iskelesine kadar demiryolu inşası Fransızların sahip olduğu “Balya Kara Aydın Şirketi” tarafından yapılırken, XIX. yüzyılda Osmanlı topraklarındaki demiryolu yapımında da en öne çıkan devlet Fransa olmuştur. Madenin işletildiği dönemde yaklaşık 200 km’lik demiryolu ağını bölgeye kuran Fransızlar, ayrıca Anadolu’daki ilk tren yolu olma özelliğine de sahip olan bu yolu Çanakkale boğazına kadar uzatmışlardır.Önceleri Gönen üzerinden Bandırmaya taşınıp oradan gemilere yüklenilen madenler 1800’lü yıllarla birlikte Akçay ve Edremit yolları kullanılarak limanlara ulaştırılmıştır. Bunun yanında bazı vesikalara göre de ihraç edilen madenin Bandırma iskelesinden İstanbul’a taşındığı da anlaşılmaktadır.

Balya madeninin çalıştığı dönemlerde; Koca Arı, Sarısa, Orta ve Karaca adında beş ocak bulunmakta olup bunlardan Arı ve Orta mağaraları işletilmiştir. Şirketin modern İşletmeciliğe geçmesinden sonra 4 milyon ton civarında cevher İşlediği ve bundan da 400,000 ton metal kurşun ürettiği tahmin edilmektedir.

Etiketler: , , , ,

e="permanent link"># <$I18NPostedByAuhttp://mancilik.blogspot.com/2010/03/ii-anadolu-turk-tarihi-balikesir-balya.htmltemDateTime$>http://mancilik.blogspot.com/2010/03/ii-anadolu-turk-tarihi-balikesir-balya.html/span> mmentsEnabled>"> MUSTAFA HARDAL, KIZI VE TORUNUr /> "byline">KÖYÜMÜZÜN DEĞERLİ İNSANLARINDAN, ÖĞRETMENLİK YAPAN MUSTAFA HARDAL, KIZI ÖZLEM VE TORUNU EFE İLE BİRLİKTE TÜM MANCILIKLILARA SELAM VE SEVGİLERİNİ GÖNDERİYOR.
BİZDE KENDİLERİNE SEVGİ VE SAYGILARIMIZI GÖNDERİYORUZ. İYİKİ VARSINIZ.


MUSTAFA HARDAL VE TORUNU EFE HARDAL



OZLEM HARDAL VE OGLU EFE HARDAL

Etiketler: , , , , , ,

e="permanent link"># <$I18NPostedByAuhttp://mancilik.blogspot.com/2010/02/mustafa-hardal-kizi-ve-torunu.htmltemDateTime$>http://mancilik.blogspot.com/2010/02/mustafa-hardal-kizi-ve-torunu.html/span> mmentsEnabled>"> TRT2 DE PROGRAMA KATILAN HARUN TEPEr /> "byline">

Etiketler: , , , ,

e="permanent link"># <$I18NPostedByAuhttp://mancilik.blogspot.com/2010/01/trt2-de-programa-katilan-harun-tepe.htmltemDateTime$>http://mancilik.blogspot.com/2010/01/trt2-de-programa-katilan-harun-tepe.html/span> mmentsEnabled>">YAHYA AYDIN DEDE OLDU. Aralık 2009
Yahya Aydın Oğlu Selçuk'un kızı Zeynep Nisa Aydın la birlikte.
Dedelik bir insana bu kadar mı yakışır.


AHMET KAVAKLI EVLENDİ. 15.08.2009 İZMİR

KARADAYIYA TORUN GELDİ.
ÖMER FARUK HOŞ GELDİN ÖMER FARUK


Karadayı'ya torun geldi. Avukat Bülent Demir ile eşi Canan Demir'in bir oğlu oldu. Minik bebeğe Ömer Faruk adı verildiÇiftin Ceyda adlı bir kızları vardı.


BAŞŞAĞLIĞI


Öncelikle tüm köylümüzün Mubaret ragip kaldilini mubaret olsun. Ayrıca 16.06.09 tarihinde kaybetmiş olduğumuz büyümüz olan Salim Aydemir için tüm yakınlarımın başısağolsun. Rabbimin bu mubarek günde bizim dualarımız ile cennete kabul etmesini temmenli ederim Saygılarımla -- Mehmet AYDEMİR


MANCILIK BİNDALLI ELBİSE

Gümüş ipliklerle süslenmiş uzun cübbe,ayrık etek ile şalvar Balıkesir ve Gönen yöresinde giyilen Bindallı elbisesini oluşturuyor.Başlık üzerine son derece süslü ve göşterişli yazma bağlanıyor.Süslü peçete ve tahta kaşiık da gümüş kuşak elbiseyi tamamlıyor.


BİNDALLI Kadife veya atlas kumaştan yapılan bu kıyafetin üstünde, bitki desenleri sim işlemelerle kabartma yapılarak kumaşın üstüne işlenmiştir. Motifler, baharda çiçek açmış bir ağacın dallarını andırır. Kıyafet, adını da üstündeki motiflerden almaktadır


MANCILIK TÜRKÜLERİ


Entarisi damgalı
Mendili Oyaladım

Entarisi damgalı
Penceresi halkalı
Alacaksan al beni
Benim başım kavgalı
Nina ninina nininina

Asılı yelek yüzü
Ayırdı felek bizi
Ayıranlar sürünsün
Kavuştur mevlam bizi
Nina ninina nininina
Bahçelerde çam fıstık
Dallerini biz kestik
Allah nasip eylesin
İkimize bir yastık
Nina ninina nininina

Mendili oyaladım (nina nini nam)
Dürmeye kıyamadım (nina nini nam)
Dürmeye kıyamazken (nina nini nam)
Nazlı yare yolladım (nina nini nam)

Sizin evle bizim ev (nina nini nam)
On adımdır arası (nina nini nam)
Nazlı yarin sevdası (nina nini nam)
Bana yürek yarası (nina nini nam)


MANCILIKTAN BİR TEKERLEME

PİREM PİREM
AYVA DİKEN
SERE SEKİZ
GOCA DOMUZ
FİL FİLİ
GUŞ DİLİ
ÇAMARDANA ÇARDECİK
GÜMÜŞLÜCE BARDECİK
HEP BEN KÜPPEN
KIZIL ÇAMA KIL ÇIK
SEN ÇIK

Etiketler: , , , ,

e="permanent link"># <$I18NPostedByAuhttp://mancilik.blogspot.com/2009/07/karadayiya-torun-geldi.htmltemDateTime$>http://mancilik.blogspot.com/2009/07/karadayiya-torun-geldi.html/span> mmentsEnabled>"> AYDINLARIN İZMİR DÜĞÜNÜr /> "byline">

Etiketler: , , , , ,

e="permanent link"># <$I18NPostedByAuhttp://mancilik.blogspot.com/2009/03/canakkale-gecilmez.htmltemDateTime$>http://mancilik.blogspot.com/2009/03/canakkale-gecilmez.html/span> mmentsEnabled>"> MANCILIKLILARr /> "byline">



video

Etiketler: , , , , ,

e="permanent link"># <$I18NPostedByAuhttp://mancilik.blogspot.com/2008/11/manciliklilar.htmltemDateTime$>http://mancilik.blogspot.com/2008/11/manciliklilar.html/span> mmentsEnabled>"> İKİZLER İSTANBUL'DA ; ESLEM VE EBRAR DEMİRDÖĞENr /> "byline">



YAKUP DEMİRDÖĞEN VE EŞİNİ KUTLUYORUZ; ALLAH ANALI BABALI BÜYÜTSÜN.


DENİZLİDEN SELAM VAR



MERHUM ALMANYALI AKMEHMET'İN KIZI NERMİN GÜLSENİN ÇOCUKLARI DENİZLİDEN MANCILIKTAKİ AKRABALARINA SELAMLARINI İLETTİLER. BİZDE DENİZLİYE SELAMLARIMIZI İLETİYORUZ.



YENİ EVLİ ÇİFTLERİ KUTLUYORUZ
AYŞE ÇAYIRLI




İBRAHİM ÇAYIRLI kızı AYŞE'yi evlendirdi. Koyuneriye gelin gidenkızımıza ömür boyu mutluluklar diliyoruz.

Etiketler: , , , ,

e="permanent link"># <$I18NPostedByAuhttp://mancilik.blogspot.com/2008/06/ikizler-eslem-ve-ebrar-demirden.htmltemDateTime$>http://mancilik.blogspot.com/2008/06/ikizler-eslem-ve-ebrar-demirden.html/span> mmentsEnabled>">
MANCILIK’TA DEVE OYNATMA GELENEĞİ.



Kurban bayramında yapılan seyirlik bir oyundur. Kurban bayramının birinci günü akşamı oynanır.

Daha evvelden hazır olan ağaçtan yapılan deve maketi eksikleri gezim akşamına kadar giderilir. Devenin baş kısmı deveye benzetilerek oyulmuştur. (Yada büyükbaş hayvanlardan birinin kafa tası kullanılır.) Dili baş kısmına monte edilmiştir. Ağzı oynaktır .Devenin oynatılırken ve gezdirilirken yed ilmesine yarayan bir de yuları vardır. Devenin ağaç kısmının üzerine kilim ve benzeri şeyler örtülerek kapatılır. İçine girenler zaman zaman değiştirilir. Deve oynatılmasında devenin içindeki kadar devenin sahibi ve oyuna neşe ve ahenk katan hocanın rolü büyüktür. Televizyonun günlük yaşantımıza girmesiyle bu geleneğimiz unutulmaya yüz tutmuştur.
.Hoca okur okurken de bazen üfler gibi yaparak etrafa tükürür. Manilerde belli bir kaide sıra yoktur. Kişinin ustalığına maharetine kalmıştır. O an diline gelen söylediği gibi, belli kalıplaşmış, ezberlenmiş yöresel mani ve tekerlemeler de vardır.
Deveyi hoca okur okur üfler Amin deyin dedikçe hep bir ağızdan AMİN diye bağırırlar. Deve gezdirilirken katılanların tümünü idare ve sevk eden bir kişi ,lider her zaman vardır. Bu kişi ya delikanlı başı yada deve oynatmakta ustalaşmış bir kişi olur.
Günümüzde bir çok seyirlik oyunlar kaybolmaktadır .Düğünlerde gelenekler içinde oynanan seyirlik oyunlarımızın yeni nesle aktarılamaması kaybolmalarına yol açacaktır. Hoca sonunda deveye bir muska yazar deve iğleşir.
Hoca ile devesini okuması için bir pazarlık başlar.
Hoca elinde tespihi başında sarığı ile devenin başına gelir. Hocanın elinde birde değneği vardır. Mani ve hareketlerinle değneğini devenin üzerine vurur .Hoca daha evvelden ezberlediği manileri tüm mahareti ile belli bir alaycı tarz ile sıralamaya başlar.
Hocanın yapacağı okuma işleminde diyoloklar da konuşmalarda hatta manilerde bir sınırlama yoktur. .Bazen o an dile gelen bir mani sevilirse yıllarca ezberde kalabilir.

Hocanın dualarına örnekler.

MANCILIKTAN DEVE MANİLERİ
ALİ İHSAN BAŞOL

Kışın yağmur yağınca her taraf sel akıyor
Elektirikler geleli gündüzü geceye ekliyor
Her nedense bizim köyün kahvecilerine hanım dayanmıyor

Dereköylüler oyun yerine akçekler
Candan yürekten deveye bakcekler
Arabanın içinde afatı görenler
Devemiz düzelsin diye bayramdan sonra
Menemenden deve getirip kescekler

Teftişe çıktı pusula
Dereköyün kurbanından bizede nasip ola inşallah

Yağışlar çok oldu koca dere taştı
Mahmut dayı evciye çıktı sağa sola baktı
Cebinden bir sigara çıkarıp yaktı
Ahmet ağanın 35 senedir durduğu sayayı 15 dakikada yaktı

İstiklal savaşında türkler çok savaştı
Yunanı kovarken dağdan dağa çok aştı
Mahmut dayı cergeyi yaktıda
Evcide durmaktan selameti, aştı

Ekmek alamak için mancılık köyünde fırın varmıdır
Bu köyde öyle düğün gibi tören varmıdır
Bizim raşitlerin mustafa sağdıç
Birgün akşama kadar odun kesmiş
Amcasının oğlu ile gitmişler sabaha kadar bulamamışlar
Acep odunları gören bilen varmıdır

Çocuklar kuş avlamak için lastikten yapar sapan
Sezai sağdıcın evinin duvarları
Göçünce tam olmuş bir kapan

Yağmur yağdımı koca dere çok akıyor
Bir tarafını kestinmi kan damardan akıyor
Herkes pazara koyun kuzu götürüyor
Kerimin izzette kemire (B.K) götürüyor

Raşitlerin Şerif portakalı soymuş
Başucuna koymuş
Ona buna laf atayım derken
Yüzlerini yıkamasını unutmuş

Bekleyen derviş muradına ermiş
Bazıları ise beklemekten gebermiş
Bizim Sezai sağdıçta araplarda gezerken
Evinin çatısı sağlam ama
Nasrettin hocanın mezarı gibi
Duvarları devrilmiş

Hüsnü dayının yaşı yetmiş işi bitmiş
Canı sıkılınca kırk yılda yaptığı cergeyi
Kırk saniyede yakmış

Su derede olursa biter kamış
Uzak yerlerde varmış yemiş
Zekeriyya dayı güzün parkeyi kaybetmiş
Yaza karşı mart ayında bulmuş

Dükkana nohut getirdim kilosu iki buçuk
Burada deve okumaya gelenin biraz aklı kaçık
Ben yaptırdım mehmet nuri dayı taktı ama
Bizim eniştenin demir kapısının arası açık

Türklerkıbrısı fethetti kiliseler boş kaldı papazı yok
Bizim ali sağdıc kavurma yapıyor buğu yok
Evinin önünde 4 tane babacan direk var
Üstünün asması yok

Balyaya gitmek isterde arabayı kaçırırsanız
Çalova üstünden yaya gidiverin
Bizim zekeriya dayı tüm malzemeyi hazırlamış
Dam yapacak usta bulamıyor
Siz usta bulursanız haber veriversin

Suyun üstüne ip gerecek
Eğer zekeriya dayı usta bulamazsa
Bu sene samanları çürüyecek

Birbirinizin kusurlarını araştırmayın çok ayıp
Ben buradan sizlere söyleyeyim sayıp
Badan mehmetin ayakkabılarını kim görürse
Haber versin kayıp

Yağmur yağdı süzüldü
Koyun yola dizildi
Dereköyün devesi iki senedir yoktu ama
Bu sene meydan yerine çıkacak düzeldi

Gökyüzünden uça uça gelen turna değil kazdır
Göl boyunca gördüğünüz kamış değil sazdır
Dereköyün devesi hastaydıda
Buraya deveye bakmaya gelirken
Araba devrildide öle yazdı







MEHMET AYDEMİR

(Sevgili hemşerimiz kendisini bu şekilde tanıtıyor. Antoloji.com!da)

09.08.1069 yılında Almanya'nın şirin kentlerinden Stuttgart'ta doğdum. Aslan burcuyum. 11 yaşımda Türkiye'ye geri döndüm. İlkokulu İstanbul Eyüp 'İslambey ilkokolu' da bitirdim. Ortaokulu memleketim olan Yeşiller cenneti Balıkesir Mancılık Köyü 'Ortaokulu'nu' bitirdim. Liseyi maalesef bazı özel sebeplerden dolayı 2.ci sınıfta bırakmak zorunda kaldım. İş hayatına ise yine ülkemin en bakir kasabalarından Marmaris Datça kasabasında işe başladım. Sonrasında mesleğimin nitelikleri doğrultusunda Antalya'ya yerleştim. Çok sevdiğim biricik eşim ve Ozan adında bir oğlum var. Şu sıralarda onun en iyi eğitimi alması için çalışıyorum.Şiirlerimi okuyan siz Şair ve Şiir sevenlere son bir sözüm var. ' Unutmayın ki bizim yarattığımız enerji dünyanın geleceğidir'

Mehmet kardeşimizin en güzel şiirlerinin yayınlandığı link şiir.edebiyat.org sitesine linten gidebilirsiniz. Bu güzel şiirleri okumaktan kendinizi mahrum etmeyin.

Ayrıca antoloji.com linkinden forum sayfasına ulaşabilir, kendisine not bırakabilirsiniz.

Sevgili kardeşim yüreğine ve kalemine sağlık. Seninle gurur duyuyoruz.

http://www.siir.edebiyat.org/siir/ssl.asp?sair_id=63786&page=1

Mehmet aydemir şiir linki
http://mesaj.antoloji.com/?sayfa=profil&kisi=842094&goster=forum&liste=siir&page=1
forum linki


MEHMET AYDEMİRDEN MESAJ VAR :
Sizlere aşağıda 1997 yılında yazdığım memleketim ile ilgili şiirimi gönderiyorum. Uzun yıllardan beri köyümüze gelemedim. Umarım tüm köylümüz iyidir. Haberleri köyümüzün web sayfamızdan izliyorum. Herkeze selam gönderiyorum.

Mutlu ve sağlıkla kalın.

Mehmet Aydemir


Kalbi de bir yüreği de !

Ağlıyor uzaklarda bir çift göz,
Yarası, acısı kalmış kıyıda,
Teslim olmuş bol dalgalı denize,
Güneş acımasız,
Günler geçip gidiyor,
Aşka hasret dudaklar çatlamış,
Bitmez anam bitmez,
Sarmış etrafını köpek balıkları,
Düşünür bir an arkasında kalan,
Nimetleri...
Toprağını, mis kokulu ovaları,
Dumanlanınca başı,
He deyince vurmasını bayıra,
Çatlak, nasırlı ellerle,
Gem vurmayı atına,
Gezmeyi Güngörmes'i,
Balya'yı, Mancılığ'ı, Dereköyü,
İlkbaharda avlanmayı çayda,
Ramazan bayramında,
Develer kurup oynamayı,
Hatta çırpılarla kovalanmayı,
Köyün Karadayı'sından...
Seyretmeyi gökyüzündeki yıldızları,
Damdan dama türkülerle,
Mertliği elden bırakmadan,
Aşkı ilan etmeyi...
Anadolu çocuğu,
Kalbi de bir yüreği de,
Son nefesinde arar anasını,
Gözlerinde belirir hayali yarinin,
Gurbeti de böyledir,
Rüyası da, hayalide,
Hükmeder bedenine,
Kalbi de bir yüreği de !!!

Mehmet Aydemir 16.01.97 s.00:58

Etiketler: , , , , , , ,

e="permanent link"># <$I18NPostedByAuhttp://mancilik.blogspot.com/2008/06/mancilikta-deve-oynatma-gelenei.htmltemDateTime$>http://mancilik.blogspot.com/2008/06/mancilikta-deve-oynatma-gelenei.html/span> mmentsEnabled>"> MANCILIK KÖYÜ KONUMUr /> "byline">
Bulunduğu İl: Balıkesir
Bulunduğu İlçe: Balya
Enlemi: 39.8833333
Boylamı: 27.55
Telefon kodu: 266
Posta kodu: 10840
Mancılık köyü Balıkesir İli'nin Balya İlçesi'ne bağlı bir köydür.
Mancılık köyü 39.8833333 enlemi ve 27.55 boylamı koordinatlarında yer alır

Köy Muhtarı: Süleyman HARDAL
Muhtarlık Erişim Bilgileri:
Telefon: 0 (266) 492 10 03

Demografik Bilgiler:
Nüfusu:
2000 581
2001 586

İle Uzaklığı: 90 km
İlçeye Uzaklığı: 40 km

4.4km to Dereköy // 5.7km to Uzunçınar // 6.2km to Yeşilköy // 5.9km to Araovacık // 7.5km to Söğüt // 7.2km to Kayapınar // 7.9km to Karamustafa // 8.8km to Fındıklı

TARİHTE MANCILIK KÖYÜ

Balkan savaşları sonrası bir çok göçmen bölgeye yerleştirilmiştir. Bu da hem Balyanın hem de köylerin nüfusunu artırmıştır.Balya madenlerinin iç imkanlarla çıkartılması zorlaşınca ve Sanayi İnkılapları ileTeknik gelişme sonrası 1839 yılları itibariyle Avrupalı Devletler Madenler ile ilgilenmeye başladılar . İlk önce Alman sonrada Fransa Madenlerin işletilmesi imtiyazını aldılar.1892 yılında da "Balya Karaaydın Madenleri A.Ş." kurldu. Yabancı sermayenin girmesi hem Balyanın hemde madenin hayatını çok büyük oranda değiştirmiştir. Bu nedenle ilk dış sermaye ülkeye girmiş, 1901 de MANCILIK'ta Termik Santral kurulmuş ve Osmanlıda ilk elektrik kullanımı Balyada olmuş, 1908 de İlk işçi grevi de Balya madenlerinde olmuştur. Bunların yanında ilçenin nüfusu Balıkesir il merkezinin nüfusunu geçmiştir
Fansız kökenli bu şirket sadece Balya'dan kurşun, çinko, gümüş çıkarmakla kalmadı; Mancılık' ta kömür, Patlak' ta kurşun, çinko ve manganez madenlerini de işletti.Fransızlar 1901' de MANCILIK' ta kurdukları ilk termik santralle elektrik üretip maden makineleri çalıştırdı, fazlasını da belediyeye satarak , Balya' nın aydınlanmasını sağladı.
SAVAŞ YILLARINDA MANCILIK KÖYÜ
Balya kazasını işgal eden Yunanlılar tarafından on yaşındaki kız çocuklarına dahi tecavüz edildiği, Aravacık köyü erkeklerinin camiye toplanarak evlerde kalan kadın ve kızların namuslarının kirletildiği, Hacı Hüseyin, Mancılık, Deliler ve Haydaroba köylerinde de aynı olayların yaşandığı, güzel genç kadın ve kızların evleri yerli Rumlardan öğrenilerek geceleri evlerinden alınıp dağa kaldırıldığı, direnenlerin ise acımadan öldürüldüğü, Kuva‑yı Milliye ile ilgisi olduğu iddiasıyla çok sayıda Müslümanın hapsedilerek öldüresiye dövüldüğü, dayak yiyenlerin beş‑on dakika içerisinde öldükleri, ev ve camilerin yağmalandığı, değerli eşya ve halıların çalındığı, Fındıklı köyünde yetmiş evin yakıldığı, Uşak kaymakamı ve eşrâftan yirmi sekiz kişi dahil olmak üzere yüzlerce kadın ve çocuğun Atina’ya gönderildiği, pek çok kişinin ateş üzerinde baş aşağı asılmak gibi çeşitli işkencelerle öldürüldüğü, medrese, mektep, mabet ve evlerin zorla boşaltıldığı, Uşak, Eşme, Gediz, Kütahya ve buralara bağlı yerlerde ziraat, ticaret ve imalata ait bütün alet, makina ve vasıtalara el konulup halkın elindeki bütün hayvanların ve gıda maddelerinin alındığı, anbarların boşaltıldığı, ahalinin cepheye sevkedilip siper kazdırıldığı, Müslüman mezarlarının açılıp ölülerin kafalarının kopartılarak Rum çocuklarına top oynatıldığı, maliye gelirlerine ve memur maaşlarına el konularak işgalci Yunan askerlerinin ailelerine verildiği, Rumların ticaret yapmaları serbest bırakılırken Müslümanların ellerindeki her türlü ticarî malzemenin alındığı, karşılığında bedel isteyenlerin ise ölümle veya cepheye gönderilmekle tehdit edildiği, cepheye yakınlığı sebebiyle Türk akıncı müfrezelerinin hücumuna uğrayan Şabanköy’de Yunanlıların Kuva‑yı Milliye’yi çağırdıkları ve Yunan askerlerini kırdırttıkları bahanesiyle Müslüman halktan, ateş üzerinde yakmak, boğazlamak, ırz ve namusa tecavüz etmek gibi işkenceler yaparak intikam aldıkları, tarafsız devletlerden oluşturulacak bir tahkik heyetinin acilen gönderilmesi gerektiği.28 Haziran 1922
Bâb‑ı Âlî
Dâhiliye Nezâreti
İdâre‑i Umûmiyye‑i Dâhiliyye Müdîriyeti


Etiketler: , , , ,

e="permanent link"># <$I18NPostedByAuhttp://mancilik.blogspot.com/2007/04/mancilik-ky-konumu.htmltemDateTime$>http://mancilik.blogspot.com/2007/04/mancilik-ky-konumu.html/span> mmentsEnabled>

This page is powered by Blogger. Isn't yours?

<$BlogFeedsHorizontal$>

<
Atom]8f.slide.com/widgets/slideticker.swf" type="application/x-shockwave-flash" quality="high" scale="noscale" salign="l" wmode="transparent" flashvars="site=widget-8f.slide.com&channel=288230376170338447&cy=be&il=1" width="510" height="650" name="flashticker" align="middle"/>


>




20.07.2007©web desing:mancilikkoyu@hotmail.com Mancılık Köyü Web Sitesi

Duyurular



DÜĞÜN 15.08.09
Dünya evine giren sevgili kardeşimiz AHMET KAVAKLI ve eşine mutluluklar diliyoruz. .




BAŞSAĞLIĞI
Öncelikle tüm köylümüzün Mubaret ragip kaldilini mubaret olsun. Ayrıca 16.06.09 tarihinde kaybetmiş olduğumuz büyümüz olan Salim Aydemir için tüm yakınlarımın başısağolsun. Rabbimin bu mubarek günde bizim dualarımız ile cennete kabul etmesini temmenli ederim Saygılarımla ------------- Mehmet AYDEMİR




DOĞUM
Karadayı'ya torun geldi Avukat Bülent Demir ile eşi Canan Demir'in bir oğlu oldu. Minik bebeğe Ömer Faruk adı verildi Çiftin Ceyda adlı bir kızları vardı.




DİKKAT
VİDEOLAR SAYFASI YENİLENDİ.SİZLERİ BEKLİYORUZ.



Selçuk Başal (Burdur)
Hüseyin Dönmez (Kırkağaç)
Volkan Mutlu (Gaziemir)
Mancılıklı askerlerimize hayırlı teskereler diliyoruz.
Yaygara


İmkansızlık yalnız sersemlerin sözlüğünde bulunan bir kelimedir. (Napoleon)

Büyük adam olmaya lüzum yok, sadece adam olalım yeter.(Alfred Capus)

Güzellik, doğanın kadınlara verdiği ilk armağan, aynı zamanda geri aldığı ilk şeydir. (Fransız Atasözü)

"Günün birinde hepimiz sonsuza dek susacağız. Onun için sevdiklerinize simdi 'Seni seviyorum,' demekten çekinmeyin. (George Eliot)

Tecrübe; insanın hayatta yediği kazıkların toplamıdır

Çok keyifli anınızda kimseye bir şey vaad etmeyin .Çok öfkeli anınızda kimseye yanıt vermeyin..... (Çin Atasözü)

Gene de bir iştir beklemek. Bekleyecek bir şeyi olmamaktır korkunç olan. (Cesare Pavese)

Üç kişi bir sırrı saklayabilir, eğer ikisi ölmüşse. (Benjamin Franklin)

Bir saçı okşamaz, bir alnı serinletmez, bir yelkeni şişirmez, bir eteği havalandırmazsın. Neyleyim senin gibi rüzgarı. (Arif Nihad Asya)

* Zaman insanları değil armutları olgunlaştırır...(N.F.Kısakürek)

* Ne kadar bilirsen bil; söylediklerin karsindakinin anladigi kadardir.(MEVLANA)

* "Ne kadar az bilirseniz; o kadar siddetle müdafa edersiniz." BERTHARD RUSSEL

* "Edepsizligin basladigi yerde, edebiyat biter." M. AKIF ERSOY

* "Büyük beyinler fikirleri, orta beyinler olaylari, küçük beyinler ise kisileri konusur." HYMAN RICKOVER

* "Bir insan hangi limana ulasmak istedigini biliyorsa,onun için her rüzgar uygundur." SENECA

* * Atatürk'ün Gençliğe Hitabı Bir Duvar Süsü Değil Erken Uyarı Sistemidir.

* * İnsanların mutlulukları yada mutsuzlukları,talihin olduğu kadar kendi karakterlerinin de eseridir.!!!!

* Düşmanlarınızı affedin bu bir büyüklüktür. Ama onları unutmak büyük bir aptallıktır....

* Kuşlar gibi uçmayı, balıklar gibi yüzmeyi öğrendik, fakat bu arada çok basit bir sanatı unuttuk. İnsan gibi yaşamak...

* Ölümün bizi nerede beklediği belli değil , iyisi mi biz onu her yerde bekleyelim.

* Dünya karsılaştığın fırtınalarla değil gemiyi limana getirip getirmediğinle ilgilenir. (William Mc. Fee).

Hava Durumu Hava Durumu Hastaneler Sağlık OnlineEmekli SandığıMilli PiyangoResmi GazeteSSK KurumuÜniversitelerVergi TakvimiAskerlik YoklamasıDovizKonsolosluklarBağkurÖSYMA.Ö.F. SonuçlarıSayısal LotoAt Yarışı SonuçlarıSağlık Karnesi SorgulamaİETT Kayıp Eşya Sorg.ÖSYM HizmetleriPTT HizmetleriCeza ve MTV SorgulamaMemur Sınav SonuçlarıM.E.B SonuçlarıSürücü Ceza PuanıTCMB Döviz KurlarıAraç SorgulamaADSL Kota SorgulamaYÖKKasko Prim Sorgulamaİnternet Bağlantı HızıEmeklilik YaşıŞehirlerarası MesafeNet Brüt Ücret SorgulamaKarayolları Yol Sorg.

(/CENTER)


Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını, kendimi bulduğumda anladım. Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış, Kendi yolumu çizdiğimde anladım.. Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek değil.. Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım.. Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış, Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım.. Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden, Neden hiç ağlamadığını anladım.. Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş, Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım.. Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok sevdiği, acıtabilirmiş, Çok acıttığında anladım..

BALYA KÖYLERİ

Balya’yı gezmekten sakın vazgeçme
Tereyağın en hasını almadan geçme
Fıstık çamlarını görmeden geçme
Maden açıldı mı diye sormadan geçme

Akbaş’ın ünlüdür çamıyla suyu
Kocabük’te eskiden özeldi kuyu
Medrese’nin konuk sevmektir huyu
Çamavşar’ın balını tatmadan geçme

Habipler’le Çiğdem iki güzel köy
Çamucu’nun mahallesi Farsak oldu köy
Kaşıkçı uçurumuyla ünlü bir köy
Müstecap’ın çamını görmeden geçme

Dörtyol’un alanı köyün ortası
Yaylacık, güzel Bengiler’in arkası
Havutbaşı taşlıkların ortası
Doğanlar’ın malcılığını görmeden geçme

Çalova’nın ovası kaynağı güzel
Yazlıkta panayırı gelenler gezer
Kadıköy’ün deresi keşkeği özel
Çukurcak’ta badem, bağ görmeden geçme

Semizköy söğütlü, kozlu çeşmesi
Ören köyün üzümüyle pekmezi
Danişment’in tatlı suyunu içmesi
Koca kıraçtan Danişment’i görmeden geçme

Müstecap, Doğanlar tereyağları
Mancılık’la Ören’in üzüm bağları
Mancılık okuluna girmeden geçme
Danişment okulunda durmadan geçme

Kayapınar’a var çay kahveni iç
Kartal yuvası gibi Gölobayı seç
Dereköy’e konuk ol vakit olduysa geç
Mancılık’la merasını görmeden geçme

Değirmenderelinin hep boldur gönlü
Orhanlar panayırı çınar dibi ünlü
Koyuneri güvenç ovası bol ürünlü
Danışment çay bahçesinde durmadan geçme

Yarışalan, Yenikavak güzel ormanı
Baraj manzaralı Karacahisar harmanı
Ilıca’da bulursun derde dermanı
Söbücealan sohbetini görmeden geçme

Karlık’ta içersin yayık ayranı
Kayalar’ı gör sen bir kurban bayramı
Gökmusa’dan Ürküt’ten eyle seyranı
Kavakalan’da misafir olmadan geçme

Hacıhüseyin göleti sulamaya has
Alidemirci camisi tarihten miras
Narlı’da mutlak hoşaf iç bir tas
Patlak’ta baklava yemeden geçme

Uzunçınar, Karadağ, Karamustafalar
Fırıncık, Aydoğdular, Ahlatlıobalar
Üç güzel mahalleden olmuş Çakallar
Göktepe’ye çık çevreyi görmeden geçme

Lütfi TUFAN Danişment’in hayranı
Her gün bayram eder varsa soranı
Yoluna yöneltir her yol soranı
Ona da bir selam vermeden geçme


Lütfi TUFAN
11.03.2009
Şafak ÖZKAYA

Başak ÖZKAYA



Mustafa Kemal ATATÜRK
Ata'm İzindeyiz!


"Yurtta sulh, cihanda sulh" - "Peace at home, peace in the world"


"Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır."


"Milleti kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden yoksun bir millet, henüz millet namını almak istidadını keşfetmemiştir."

Halil Hanaylı ve eşi

Halil Hanaylı



Bennur Kurnaz

Hatice DÖNMEZ


?

?



Başak Özkaya
Azra Dönmez

Öznur Kavaklı

İbrahim ÖZKAYA

Melis KIZILAĞIL
AyşePARMAKSIZ

Ana Okulu Öğretmeni


Perihan

Yılmaz Eryılmaz

Seher Telli

Ayşegül Ülker

Selma Hardal

Cansu Öz

Bahar Görgülü

Arzu Hardal

Şerife SAVAŞ

Serap Kavaklı


Özcan İZMİR

Halit Eryaşar

Özge SAVAŞ

Kezban AYDIN

Hanife KAYA

Arif ÖZKAYA

Latif ÖZKAYA

Rahmi MUTLU
Mekanın Cennet
OLSUN

Süleyman Hardal

Ahmet Kavaklı

Aydın Savaş

Ender Bulut

Emre Bulut

Fuat Görgülü

Nesrin Aydın

Seher Telli

İbrahim Kaya

Berna Güngörmüş




>
SON DAKİKA
 
Mancılık Köyü Sitesinde dakika saniye misafirimiz oldunuz .....